- Korkuyor musun?
- Elbette korkuyorum.
- Ben korkmuyorum. Ölümle çok kez yüzleştim.
- Ama bu farklı, bu bir savaş.
- Hayır, bu toplu katliam. İnsanlarla kurtçuklar arasındaki ne kadar savaşsa; ejderhalarla kurtlar, ejderhaya binmiş insanların kurtların üstüne kurtçuklar atması ne kadar savaşsa bu da o kadar savaş. Tanrı aşkına Tom, ne söylemeye çalıştığımı anlamıyor musun?
22 Nisan 2011 Cuma
18 Nisan 2011 Pazartesi
San Andreas'ta Aşk Başkadır ♥ I
Evet bebişlerim sıkıntıdan GTA San Andreas'a sardım. İndirdim kurdum oynuyorum. Oyunda gangsta, nigga ruhumu ortaya koyuyorum fakat gönül işlerinden de geri kalamıyorum. İşte ben!
http://www.fileupyours.com/files/224654/galeri1.jpg
Vurdu kırdıdan arta kalan zamanda hep böyle doğa gezilerine çıkıp börtü böcek fotoğrafı çekiyorum. Sonra birden aklıma geldi, dedim hayvanın haşerenin bile fotoğrafını çekiyorum bari sevgililerimi de çekeyim. Oradan blog fikrine bağladım sosyocanlar.
Bu bağlamda gün be gün götürdüğüm hatunların, aşk hayatımın kısa bi özeti niteliğinde fotolar atıcam buraya. Beni takip ediceksiniz bi pazar keyfinde Behlül izler gibi. Bu fotoları oyundaki karakterim fotoğraf makinesiyle çekiyor, bazılarında hatunlarım poz veriyor hatta! Bu blogu ilk sevgilime ayırdım. İşte ilk sevgilim:
http://www.fileupyours.com/files/224654/gallery2.jpg
Bu fotoğrafta bi gece kulübünde dansetmeye gitmiştik, kapıdan girmeden önce çektim. Onunla ilk kez bi görev esnasında karşılaştık. Molotov kokteyli ile yaktığım bir binanın içinden gelen çığlıklarını farkettim. Alevlerin arasına bir dalışım, onu bir kurtarışım vardı ki görmeliydiniz. Tabi ben bunu yaparken hayatımın hatasını yaptığımın farkında değildim. Kızı kurtardım ve kahramanı oldum, bana aşık oldu. Görüşmek, bi ara bi şeyler yapmak istediğini söyledi. Bütün bu underground pisliğinden, kanunsuz yaşamın ağırlığından bir nebze olsun kurtulabilmek için olur dedim. O an başladı işkence.
Bu hatun tam bir gerizekalıydı. Aslında daha ilk görüşte bir paçasının diğerinden kısa oluşundan anlamıştım. Ama gönül ot bok üçgeni burada da kıstırdı yüreğimi...
Gerzek hatun -ki ben ona Macide ismini verdim- beni buluşalım diye arıyor, low-rider arabamla gidiyorum evine alıyorum. Ya beni dansa götür diyor ya Burger King'de salata menüsü yedir diyor ya da arabadan sarkıp varoş sokaklarda diğer çetelere ateş açıyordu. Eğlence anlayışı çok boktandı. 2 ay boyunca her gece dışarı çıkardım ama bi kere sinemadır tiyatrodur bi sahil kenarıdır yazlık mekandır istemedi. "This is a dangerous lady here" dedi her defasında mekanı beğenmedi, ömrümü yedi.
Öyle gerizekalı ki her evine bırakışımda kahve içmeyi teklif etti, elizabetten iyidir dedim kabul ettim. Her defasında beng beng beng! İlişki monotonlaştı bu yüzden... Bizi bitiren de bu oldu sanırım, tükenmiştik...
Bi gün çok önemli bi görevin tam ortasındayken aradı beni, benimle hiç ilgilenmiyosun dedi. İçimden dedim ulan mınakoduğumun kancığı 2 aydır her gece çıkıyoruz da ne yapıyoruz çapulcu gibi serseri kurşun gibi dolanıp duruyoruz San Andreas'ın Halkalı'sında, İnönü'sünde. Tak etti canıma efendim. Neyse efendim aldım tabancamı sürdüm mermiyi. Sürdüm arabayı evine. Kornayı çaldım, dışarı çıktı. One last kiss kondurdum dudağına, "farewell my concubine" dedim ve sıktım kafasına. Kurbanlık koyun kestikten sonraki bi duygu olur ya, masum bi hayvanın ölümünü gördükten sonraki ağırlık, onu hissettim. Ufak çapta bir şoka gireyim, 2 dakika Behlül gibi "vıhoaaaaa haaaaaaaaaaa" diye bağırıp direksiyon simidini yumruklayayım falan demeye kalmadan polisler geldi. Sonra kaçış o kaçış tabi...
http://www.fileupyours.com/files/224654/galeri1.jpg
Vurdu kırdıdan arta kalan zamanda hep böyle doğa gezilerine çıkıp börtü böcek fotoğrafı çekiyorum. Sonra birden aklıma geldi, dedim hayvanın haşerenin bile fotoğrafını çekiyorum bari sevgililerimi de çekeyim. Oradan blog fikrine bağladım sosyocanlar.
Bu bağlamda gün be gün götürdüğüm hatunların, aşk hayatımın kısa bi özeti niteliğinde fotolar atıcam buraya. Beni takip ediceksiniz bi pazar keyfinde Behlül izler gibi. Bu fotoları oyundaki karakterim fotoğraf makinesiyle çekiyor, bazılarında hatunlarım poz veriyor hatta! Bu blogu ilk sevgilime ayırdım. İşte ilk sevgilim:
http://www.fileupyours.com/files/224654/gallery2.jpg
Bu fotoğrafta bi gece kulübünde dansetmeye gitmiştik, kapıdan girmeden önce çektim. Onunla ilk kez bi görev esnasında karşılaştık. Molotov kokteyli ile yaktığım bir binanın içinden gelen çığlıklarını farkettim. Alevlerin arasına bir dalışım, onu bir kurtarışım vardı ki görmeliydiniz. Tabi ben bunu yaparken hayatımın hatasını yaptığımın farkında değildim. Kızı kurtardım ve kahramanı oldum, bana aşık oldu. Görüşmek, bi ara bi şeyler yapmak istediğini söyledi. Bütün bu underground pisliğinden, kanunsuz yaşamın ağırlığından bir nebze olsun kurtulabilmek için olur dedim. O an başladı işkence.
Bu hatun tam bir gerizekalıydı. Aslında daha ilk görüşte bir paçasının diğerinden kısa oluşundan anlamıştım. Ama gönül ot bok üçgeni burada da kıstırdı yüreğimi...
Gerzek hatun -ki ben ona Macide ismini verdim- beni buluşalım diye arıyor, low-rider arabamla gidiyorum evine alıyorum. Ya beni dansa götür diyor ya Burger King'de salata menüsü yedir diyor ya da arabadan sarkıp varoş sokaklarda diğer çetelere ateş açıyordu. Eğlence anlayışı çok boktandı. 2 ay boyunca her gece dışarı çıkardım ama bi kere sinemadır tiyatrodur bi sahil kenarıdır yazlık mekandır istemedi. "This is a dangerous lady here" dedi her defasında mekanı beğenmedi, ömrümü yedi.
Öyle gerizekalı ki her evine bırakışımda kahve içmeyi teklif etti, elizabetten iyidir dedim kabul ettim. Her defasında beng beng beng! İlişki monotonlaştı bu yüzden... Bizi bitiren de bu oldu sanırım, tükenmiştik...
Bi gün çok önemli bi görevin tam ortasındayken aradı beni, benimle hiç ilgilenmiyosun dedi. İçimden dedim ulan mınakoduğumun kancığı 2 aydır her gece çıkıyoruz da ne yapıyoruz çapulcu gibi serseri kurşun gibi dolanıp duruyoruz San Andreas'ın Halkalı'sında, İnönü'sünde. Tak etti canıma efendim. Neyse efendim aldım tabancamı sürdüm mermiyi. Sürdüm arabayı evine. Kornayı çaldım, dışarı çıktı. One last kiss kondurdum dudağına, "farewell my concubine" dedim ve sıktım kafasına. Kurbanlık koyun kestikten sonraki bi duygu olur ya, masum bi hayvanın ölümünü gördükten sonraki ağırlık, onu hissettim. Ufak çapta bir şoka gireyim, 2 dakika Behlül gibi "vıhoaaaaa haaaaaaaaaaa" diye bağırıp direksiyon simidini yumruklayayım falan demeye kalmadan polisler geldi. Sonra kaçış o kaçış tabi...
yisin yavrım deyi
Bildiğimiz üzere anneler yiyecekten faydayı maksimize eden dişi varlıklardır. Ta ki içerisinde tek bir vitamin parçası, tek bir amino asit, karbonhidratçık kalmayana kadar bildikleri bütün pişirme yöntemleriyle besinin canına okurlar. Portakalın suyunu ölümüne sıkarlar, kabuklarını rende yapar keke koyarlar. Bütün tavuğu haşlar, etini pilavla yemek eder, suyuna çorba yaparlar. Bunları yaparken en büyük motivasyonları ve ulvi amaçları ""yavrım yesin de kan olsun""dur. Tabi bu bahsettiğim anneler Umut Sarıkaya'nın insanlığa kadın anam diye anlattığı mantıktaki normal anneler.
Bu sabah götümden yaptığım bir benzetme üzerine Türk televizyon kanalları da tıpkı bir kadın ana gibidir. Şöyle ki:
Bir şekilde Allah da yardım etti yayına koydukları 120 diziden biri 2 haftadan fazla dayandı, üstelik çok da sevildi diyelim. Hatta siktir edin kasmayayım bi örnek olarak dizi ismini vereyim, diyelim ki "" Öyle Bir Geçer Zaman Ki"".
TV'nin kadın anam prosedürü ana haber bülteniyle başlıyor. 15 dk'lık bir VTR ile bu geçen bölümde dizide ne olduğunu anlatıyorlar. Ardından ""Haber bülteninin ardından başlayacak çok severek izlediğimiz bu dizinin yeni bölümünde bizi bekleyen sürprizler""i anlatıyor bi 15 dk spiker". Haberler bittikten sonra sanki bi malız, unutmuşuz gibi 1 saatlik bir özet geçiliyor önceki bölümlerden. Sonra da 1.5 saat dizi. Ertesi gün Seda Sayan dizide olanları 15 dk'lık bi VTR ile tekrar anlatıyor. Sonra akşamına haber bülteninde dün akşam çok sevdiğiniz dizide şöyle şöyle oldu diye bi 15 dakika daha. Haftasonu da 2 posta halinde magazin programında 30'ar dakika osmancık pirincinin çok şeker oluşundan bahsediliyor.
Bir de Güneri Civaoğlu falan dizi oyuncularından birini programında ağırlarsa buyrun size 5 saat etti.
Bir hafta içerisinde bir diziden toplamda en az 5 saatlik bir malzeme çıkarıp insana diziyi neredeyse 3 kez izletiyorlar. Sonraki hafta unutmuş olabileceğimizi düşünerek bi özet daha!
Aynı kadın anam gibi dimi? Bir portakaldan bir bardak %100 portakal suyu ve koca bi kek çıkarıyorlar. 1.5 saatlik bi bölümden 5 saatlik görüntü! Kadın anam gibi bu tiviler lan. Hep iyiliğimizi istiyorlar bak.
Yiyin yavrım yiyin ha!
http://www.youtube.com/watch?v=omnbdSh6opc
Bu sabah götümden yaptığım bir benzetme üzerine Türk televizyon kanalları da tıpkı bir kadın ana gibidir. Şöyle ki:
Bir şekilde Allah da yardım etti yayına koydukları 120 diziden biri 2 haftadan fazla dayandı, üstelik çok da sevildi diyelim. Hatta siktir edin kasmayayım bi örnek olarak dizi ismini vereyim, diyelim ki "" Öyle Bir Geçer Zaman Ki"".
TV'nin kadın anam prosedürü ana haber bülteniyle başlıyor. 15 dk'lık bir VTR ile bu geçen bölümde dizide ne olduğunu anlatıyorlar. Ardından ""Haber bülteninin ardından başlayacak çok severek izlediğimiz bu dizinin yeni bölümünde bizi bekleyen sürprizler""i anlatıyor bi 15 dk spiker". Haberler bittikten sonra sanki bi malız, unutmuşuz gibi 1 saatlik bir özet geçiliyor önceki bölümlerden. Sonra da 1.5 saat dizi. Ertesi gün Seda Sayan dizide olanları 15 dk'lık bi VTR ile tekrar anlatıyor. Sonra akşamına haber bülteninde dün akşam çok sevdiğiniz dizide şöyle şöyle oldu diye bi 15 dakika daha. Haftasonu da 2 posta halinde magazin programında 30'ar dakika osmancık pirincinin çok şeker oluşundan bahsediliyor.
Bir de Güneri Civaoğlu falan dizi oyuncularından birini programında ağırlarsa buyrun size 5 saat etti.
Bir hafta içerisinde bir diziden toplamda en az 5 saatlik bir malzeme çıkarıp insana diziyi neredeyse 3 kez izletiyorlar. Sonraki hafta unutmuş olabileceğimizi düşünerek bi özet daha!
Aynı kadın anam gibi dimi? Bir portakaldan bir bardak %100 portakal suyu ve koca bi kek çıkarıyorlar. 1.5 saatlik bi bölümden 5 saatlik görüntü! Kadın anam gibi bu tiviler lan. Hep iyiliğimizi istiyorlar bak.
Yiyin yavrım yiyin ha!
http://www.youtube.com/watch?v=omnbdSh6opc
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)