24 Ağustos 2011 Çarşamba

strangers in the night


(Okuyacağınız bu blog gördüğünüz üzere sizin tanıdığınız o hınzır , o müzmin bekar, o playboy Mert tarafından değil, gözlüklerini çıkarıp bir kenara atmış, kimliğinden sıyrılmış Mert tarafından yazıldı)

Gelin sizleri zaman tünelinde bir yolculuğa çıkarayım, 94 yılının ekim ayındaki bir Boşnak düğününe götüreyim, kapkara yas dolu bir geceye... Adeta dünyanın tavanının üzerime çöktüğü o kabus gibi geceye...

Birazdan izleyeceğiniz görüntülerin akşamında şu satırları kaleme almıştım, hemen yarım sayfa çubuk yarım sayfa yuvarlak çizdiğim yaprağın arkasına:


""O'na sırılsıklam aşıktım, yanından bi saniye bile olsun ayrılmadım çünkü O benim hayatımın aşkıydı. İlk evlilik kararını aldığımdan bu yana aynen bu görüntülerdeki gibi, O bembeyaz gelinliğinin içinde kuğu gibi salınırken gözlerinin içine bakabilmenin hayallerini kurmuştum. Ne zaman sonra hayallerim neredeyse gerçek oldu. Fakat tek bir farkla; O'nla bizim düğünümüzde değil, O'nla başkasının düğününde... ""

http://www.youtube.com/watch?v=SAa9YabhEMk

5 yaşında kuzeninin nişanlısına aşık olan Mert'in dramından 5 dakikalık kesitti bu. Bu dramın 3 saatlik görüntüsü var bende daha. Ne diyeyim, o gece iki yabancı olmuştuk artık.

Hey sen! Evet sen! Yaşıma aldanma evlat! Ben acıyı, ben kaybetmeyi, ben hayatın acımasızlığını 5 yaşında idrak ettim, hem de en acı şekilde. Ben o videoda kahrından yerlere çömelen, kaynana tarafından itilip kakılan çocuğum, ben o düğünde avare gibi dolanan, eşle dostla tartışan garibim, ben o gecenin ardından geridönüşü olmayacak şekilde playboy olmaya yemin etmiş ve geçen 17 senede yüzlerce kızın kalbini paramparça etmiş, kırdığı kalplerle, parçaladığı hayatlarla, yok ettiği umutlarla teselli aramış adamım... Kimim ben evlat? Peki ya kimim ben?

Ben Jack'in ağlayan yüzüyüm.

******

Sanırım artık gözlükleri yeniden takma vakti.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder