Efendim ben Armağan ismini sevmem. Armağan gördüm mü küfrederim, fırsat bulursam Armağan ismindeki insanları döverim. Neden mi? Dur anlatıyım
Bundan seneler evvel 7 yaşındaydım. Evet seneler evvel 7 yaşındaydım ve 7 yaşındaki her çocuk gibi biraz aptal, biraz salak, biraz da maldım ama yine de süperdim. Babam pölis olduğundan mütevellit (annem de hemşire) (devlet çocuğuyum lan ben!) pölis locmanlarında oturuyorduk ve benim tüm sosyal çevrem pölis çocuklarından oluşuyordu. Aaa ne güzel diyenleri duyar gibiyim. Evet sanal tutucularım bu lojmanda yaşama durumunun diğerlerine göre +ları olsa da, etrafı duvar ve dikenli tellerle çevrilmiş bile olsa lojmanda oturmak hayatın gerçekleriyle yüzleşmenize engel değil, geciktirici sprey görevi görüyor sadece. Neyse konuyu dağıtmayalım bizim apartumanda benden 1 yaş büyük 2 arkadaşım vardı: Armağan(yanlış anlaşılmasın erkek bu) ve Mustafa. Bu 2 karakter resmen özellikle yaratılmış ve kaderleri o apartumanın çocuğu olmak üzere kesiştirilmiş gibiydi. Önce kahramanlarımız tanıyalım...
Armağan: yer elması, esmer, 1 metre 30 cm, 3.5 yaşından beri vücut geliştirme yapıyor ve yımırta gibi pazulara sahip, adanalı, kolpacı mı kolpacı, piç mi piç bi eleman, asli görevi palavra, yalan, dolan, feleğin çemberinden geçmiş daha 8 yaşında bir göt.
Mustafa: Kırşehirli, saf mı saf, benden daha saf, cin gibi gözleri var (ironik), bunun da kafası yımırta gibi doğumdan mı neyse artık sipsivri, asli görevi arkadaşlarını anne babalarına ispiyonlamak, kendinden küçüklerden bile (ben dahil) dayak yiyip anneeee diye zırlamak, akabinde kendini döveni dövdürmek.
ve samançöpü: yakışıklı, 7 yaşında bir akademik kariyer abidesi, lojmanın en uslu en zeki ve en yakışıklı çocuğu olarak nam salmış, istisnasız her kız bir köşe tutmuş, kendisi için samanım da samanım diye türkü yakıyor, o zamanlardan yere bakan yürek yakan yağız bir delikanlı olacağı belli bi üstinsan. Siker atar diyim ben sana...
Aramızdaki 1 yaş farkı sebebiyle ben pedagojik gelişim açısından hep geriden takipteyim, her türlü hinliği 1 sene geriden takip ediyorum elemanlara göre. Öyle demeyin üstadım 7 ile 8 yaş arasında dağlar kadar tecrübe farkı var. Hikayeye gelirsek; bu Armağan götü bi gün biz kaldırım taşları arasındaki kertenkeleleri avlamak için gezinirken palavranın allahını attı.
- Oolum benim dayımın pejo arabası var, 600 yapıo lan!
Bak bak bak bak bak sen göte bak, şerefsize. O zamanlar Peugeot otomobiller türkiyede duyulmamış bile. En azından 0-12 yaş grubu arasında. Ohaaaaaaa dedim gayrı ihtiyari. Armağan ısrarla devam etti:
- Ooolum araba mermi gibi gidiyo lan kapıları yukarı doğru açılıyo. 600 diyorum lan 600
Ben tabi 7 yaşında bi çocuk olarak olarak sindiremedim bunu, onların çapulcu dayısının arabasının bizim daha yesyeni gıcırı eskimemiş 92 model arabamızdan 2 kat daha fazla hız yapıyor olması beni çok rahatsız etmişti. Armağan'ın götlüğünü hesaba katarak kolpaladığına kanaat getirdim ve kendimi de rahatlatmak için inandığım o cansimidi düşüncemle derhal itiraz ettim:
- Lan bizim araba bile 200 yapıyo olum 200den hızlı araba yok yuh mal mısın!
Mustafaların arabası yoktu ve mustafa arabalara hep çok büyük bir hevesle bakmıştı. Her fırsatta komşuların arabalarına biner, direksiyonu tutarken kalp krizinden gidecek kadar heyecanlanırdı. Apartmanda arabası olmayan 2 aileden biriydi Mustafalar. Bu konularda yılların ezikliğinin acısını çıkarma fırsatı bulmuş olmalı ki armağana destek çıktı piç gibi:
- Doğru söylüyo olum ben bi kere bindim dayısının arabasına 600 yazıyodu. Kapıları da yukarıya doğru açılıyo lan!
- Çüşş!!!
Mustafa da aynı şeyi söyleyince mecburen inanmış, şok olmuştum. Nefesim daralmıştı adeta. Kimsenin arabası bizen hızlı olamazdı. Hemen eve doğru koştum.
- Babaaaaa ! Babaaaa! Anne, babam nerde?
- İçerde oğlum n'oldu?
- Deh dur. Babaaaaaa bizim arabayı sat pejo diye bi araba varmış ondan al.
- Niye oğlum? Daha yeni aldık arabayı.
- Armağan'ın dayısının pejosu varmış 600 yapıyomuş kapıları da böyle yukarı doğru açılıyomuş o geleceğe dönüşteki araba gibi. Baba süper dimi?
Babamın karşısına dikilmiş en saf, en heyecanlı halimle ağzından çıkacak "tamam oğlum 600se hemen alalım senin daşşağın sağolsun yaa hahahaaha giyin hadi galeriye gidelim" cümlesini bekliyordum boynuna sarılmak için. Ama sonra farkettim ki babamın bakışları değişmiş, sinirli sinirli bana doğru yönelmişti.
- Hassiktirsin pezevenk uçak mı lan bu. Armağan mı anlattı sana bunu?
- Evet baba.
- Oğlum sen salak mısın? 1 600le giden araba mı olur! - Göt Armağan! Orsbu çocuuu!!!
- Bi de küfür mü öğrendin sen! Vay eşşoleşşek vay.. Milletin bacak kadar çocuğu anlatıyo türlü türlü yalan bizimkiler de inanıyo! Allahın beyinsizi! Yürü odana gözüm görmesin seni! ***
Gözlerim doldu, kendimi çok aptal hissettim. Armağan denen o pigme babamın karşısında beni küçük düşürmüştü. O günden sonra tüm armağanlardan nefret ettim, hala de ediyorum. bugün Yarebbül alemin bi fırsat verse karşıma çıkarsa Armağan'ı, kafasına vura vura toprağa gömerim, Ağzına burnuna kertenkele kuyrukları sokarım. Hunharca tekmeler öldürürüm. Yeminle! Mını ırzını siktiğimin gavatı.
Cedricçöpü: Gerçek şu ki 7 yaşındaysanız ve kolpacı bir arkadaşınız varsa hayat gerçekten çok zor olabiliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder